Ayhan Kömeç, Kastamonu Daday doğumlu. İki çocuk babası. Yurt içinde ve dışında kurulu şirketleri ile dünyanın 60 ülkesi ile çalışan, Romon Grup’u yönetiyor. Yaşamı gerçek bir başarı öyküsü. Hayatının en güzel yılları gurbet ellerde vatan hasreti ile geçmiş.
Ayhan Kömeç, ülkesine ve memleketine sevdalı bir iş adamı. Çalışmak, üretmek ve insanlara faydalı olmak her zaman öncelikli hedefleri olmuş. 15 yaşında Almanya’ya giderek yeni bir hayatın temellerini atmış. Çocukluk ve gençlik yıllarını, ailesine destek olmak, kendi ayakları üzerinde durmak için sürekli çalışarak geçmiş.
Yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra çeşitli şirketlerde edindiği tecrübelerle iş hayatına atılmış. Şimdi Uruguay’dan, Hollanda’ya, İtalya’dan Amerika’ya dünyanın her noktasına iş yapıyor. Memleket hasretine akrabalarının da ısrarı eklenince Türkiye’ye gelip baba ocağı Kastamonu’da ilk fabrikasını kurmuş, ikinci fabrikanın inşası da hızla ilerliyor. Hatta “3 fabrika için de hazırım “diyen Ayhan Kömeç ile büyük bir keyif içinde geçen sohbetimizi sizler için derledik.
Bize kendinizi tanıtır mısınız?
Adım Ayhan Kömeç. Kastamonu Daday doğumluyum, 58 yaşında ve iki çocuk babasıyım. 15 yaşıma kadar Kastamonu’da yaşadım, ardından ailemin yönlendirmesiyle Almanya’ya taşındım. Farklı bir kültüre ve yaşam tarzına uyum sağlamak başlangıçta zorluklar içeriyordu, ancak bu süreç benim için önemli bir deneyim oldu. Eğitimimi Almanya’da tamamladıktan sonra çeşitli Alman şirketlerinde profesyonel deneyim kazandım. 2000 yılında yeterli bilgi ve birikime ulaştığımı düşünerek kendi işimi kurmaya karar verdim.
İşinizi ne üzerine kurdunuz?
Biraz kendi birikimin vardı biraz da destekle şirket kurulumu için sermaye oluşturdum. Bu para ve işe aldığım iki-üç personelle makine montaj üzerine işimi kurdum. Altı yıl yalnızca Almanya için çalıştık. Benim için müşteri memnuniyeti ve kalite çok önemli. Bu konularda asla taviz vermedim. Sonra yavaş yavaş tabii ki çeşitli şeyler yapmaya başladık. Şunu söylemeliyim ki siz işinize ne kadar değer verip saygı gösteriyorsanız o ölçüde büyüyorsunuz. İlk zamanları Almanya’da fabrikaların tankların teknik donanımlarını, borulama işlerini, pompalar, reaktörler gibi ağır işlerini yaptık. Sektör olarak kimya fabrikaları, enerji santralleri, rafineriler gibi yerlere iş yapmaya başladık. 2006 yılında başka ülkelere açılmaya başladık. İlk İtalya’da bir fabrikanın rafineri işini aldık. Sonrasında Uruguay’da Kâğıt Fabrikasının çeşitli bölümlerinin yapım işini aldık. Orada Türkiye’den getirdiklerimizle birlikte 400 dolayında çalışanımız vardı. Uruguay’da büyük bir şantiye kurduk. Sonra Güney Afrika ve Tunus’ta iş aldık onu başka ülkeler izledi. Bünyemizde Amerikalıdan Macar’a kadar her milletten çalışan var.
Baba ocağına dönüşünüz nasıl oldu?
Yurt dışında başarılı projelere imza atmış olsak da memleket özlemi her zaman bir şekilde hissediliyordu. 2008 yılında akrabalarımın Kastamonu’da yatırım yapma konusunda teşvikleri sonucunda baba ocağına dönerek yatırım yapmaya karar verdik. İlk etapta Kastamonu Organize Sanayi Bölgesi’nde bir fabrika kurduk ancak süreç içerisinde doğru bir yön belirleyemediğimiz için iki yıl sonra bu projeyi askıya almak durumunda kaldık.
Bu deneyim, asıl uzmanlık alanımıza odaklanmamız gerektiğini fark etmemizi sağladı. Bu süreçte iktisat eğitimi alan ve şirket içinde önemli bir deneyim kazanan oğlum da sorumluluk alabilecek bir konuma ulaştı. Kendisi yurt dışındaki operasyonlarımızın başına geçti, ben de Türkiye’deki faaliyetlerin yönetimini devraldım. Bugün, yurt dışındaki projelerimiz oğlumun liderliğinde başarılı bir şekilde sürdürülüyor.
Türkiye’de iş yapmaktan zorlandınız mı?
Yok zorlanmadık desem yalan olur. Önceleri belli şeyleri aşmak zorunda kaldık. Ama başardık çok şükür. Türkiye’de ilk olarak SFC’nin işini aldık. Hatta o zamanlar biz bu işleri yaparız dediğimizde pek çok kişi bize inanmadı. Arkamızdan palavra atıyor, onlar bu işleri yapamazlar diyenler bile olmuş. Ama yılmadık kendimizi yaptığımız işimizle ispat ettik. Ardından başka büyük projeler almaya başladık. Hepsinden de yüzümüzün akı ile çıktık. Şimdi Kastamonu’dan bölgeye ve yurt dışına açılıyoruz. Uruguay’da 1-2 ve 3. Kâğıt fabrikalarınınım tüm işini aldık ve başarı ile tamamladık. Proje boyutu iki haneli milyon Euroları bulmuştu. Tüm bunları Türkiye’den yapmaya başladık. Kastamonu’da ki üretim bandımız ile Almanya’da ki şirketimizin üretim gücünü birleştirmesi ile dünya ya hitap ediyoruz. Halen Almanya’da Danimarka’da mühendislerimiz oralarda işlerimizi takip ediyorlar. Şu an İskandinav bölgesinde bulunan dünyanın en değerli şirketlerinin bir tanesinin tesisini kuruyoruz. Paraguay’da takip ettiğimiz büyük bir ihale var. Finlandiya, Norveç, Hollanda, Belçika, Romanya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, İtalya’da projeler yaptık.
Yani birçok ülke ile çalışıyorsunuz?
Biz proje nerede ise oradayız. Halen dünyanın birçok ülkesi ile direk çalışma içindeyiz. Şirketimizi son yıllarda ciddi cirolara ulaştı. Hedefimiz önümüzde ki yıllarda daha da artırmak. Bunun için yeni yatırımlara başladık. 2025 yılında büyümeyi 100% olarak öngörüyoruz. Çok hızlı büyüyoruz. 2025’de Kastamonu Organize Sanayi Bölgesinde 9 bini kapalı 11 bin 900 metre kare üzerine yeni fabrika yatırımız var. Mevcut fabrikamızda 12 bin m2 alan üzerine kurulu. Yani Kastamonu’da yaklaşık 25 bin metre karelik bir tesis yatırımımız var. Yeni fabrikamız tamamlandığın Kastamonu’da ciddi bir yatırım boyutuna ulaşmış olacağız, istihdam 120’den 200’ü aşacak. Biz buraya geldiğimizde mühendisler gurbete gidiyorlardı ama artık öyle değil. Alıyoruz, yetiştiriyoruz ve dünyanın çeşitli bölgelerine gönderiyoruz. Uzun vadeli hedefim OSB’de yeni bir bina yapmak ve orada en az 200 -300 mühendis çalıştırmak.
Şirketler grubunuzun 5 yıllık hedefi nedir?
Grup olarak sürekli kendini yenileyen, gelişmelere açık, hızlı karar veren ve bunu uygulayan bir yapıya sahibiz. Mesela AR GE bizim için çok önemi. Gelecek 5 yılda Euro bazında en az %300 bir büyüme gerçekleştirmiş, mühendis kadrosunu en az 100’e çıkarmış bir Romon göreceksiniz. Kastamonu’da 3. Fabrikayı kurmak içinde hazırız. Biz bu yatırımları bir başka ülkede yapmış olsaydım Türkiye’de yaşadığımız zorlukları yaşamazdık. Ben mücadeleyi seviyorum, zorluklardan kaçmam ama bazen insanı canından bezdiren nereden geldim dedirten olaylar oluyor bu bizleri çok üzüyor. Yani bazen insanlar sana bunu söyletebiliyor. Ama günün sonunda yaptıklarımıza ülkemize kazandırdıklarımıza bakınca mutlu oluyorum.
Başarının temel sırrı nedir?
Çok çalışmak, işine saygı duymak, mesai arkadaşlarına güvenmek. Bizde sistem var. İşe alımlara karışmam. Parayı bilmem çünkü işim değil. Doğru adamlarla çalışır, en son tabloya bakarım. Burada patronculuk oynamıyoruz. Ben dünyayı gezer proje, ihale kovalarım. İşyerimizde personelin eğitimine çok önem veririm. Bizde sürekli eğitim vardır. Sonuçta uluslararası bir pazarda savaşa giriyorsunuz ve tüm ekip olarak kesinlikle iyi olmak durumundasınız. Artık bizim mühendislerimiz dünyanın pek çok ülke mühendisinden daha iyi konumda. Her ülkenin kendine göre zorlukları ve sistemi var bunları bilmek zorundayız.
Türk girişimcilere dünyada nasıl bakılıyor?
Türkiye artık eski Türkiye değil. Türk girişimcisi de aynı şekilde. İş adamlarımız dünyanın çeşitli bölgelerinde harika işler çıkartıyor. Avrupa da iyiyiz. Afrika’da ilerliyoruz. Bizim isteğimiz Devletimiz verdiğimiz bu mücadelede bizlerin önünü açacak kararlar alması, anlaşmalar yapması. Bizim başarılarımızı yurt dışında kabul edemeyen, kıskanan kafalarda yok değil. O nedenle daha çok çalışmamız daha kaliteli ürünler üretmemiz lazım. Mesela SİHA ve İHA’ larımız yurt dışında çok büyük ses getirdi.
Son mesajlarınızı almak istersek ne söylersiniz?
Öncelikle devletimizden Türk iş adamlarına daha fazla değer vermesini isterdim. Bürokratik olarak önümüz açılsın yeter. Bizler savaşır dünyadan topladığımız parayı ülkemize getiririz. İş adamlara mesajım da ürünlerinin kalitesini geliştirsinler ve dünyaya açılsınlar. Bakın Çin bütün dünyaya saldırıyor. Çin ateşeleri sanki şirket sahibi gibi koşturup, mücadele ediyor. Bizim de onlar gibi uğraş vermemiz gerek. Ulusal menfaatlerimiz konusunda hep birlikte mücadele etmeliyiz.
Türkiye’de iş insanlarına karşı zaman zaman olumsuz algılar oluşabiliyor. Ancak unutulmamalıdır ki, bireysel hatalar bir sektörü ya da camiayı temsil etmez. Her sektörde olduğu gibi iş dünyasında da çeşitli profiller bulunabilir. Bizler bu ülkenin evlatları olarak, ülkemiz için çalışıyor ve dünya çapında projelerle değer üretiyoruz. Hedefimiz, Kastamonu’dan başlayarak dünyanın her köşesine kaliteli teknolojik ürünler ve mühendislik hizmetleri sunmaktır. Şu anda ABD dahil birçok ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz ve gelecekte 500 mühendisle global ölçekte daha etkin olmayı hedefliyoruz.
GURBETTEN SİLAYA ULAŞAN BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ
Ayhan Kömeç, Kastamonu Daday doğumlu. İki çocuk babası. Bugün yurt içinde ve dışında kurulu şirketleri ile dünyanın 60 ülkesiyle çalışan, büyük çaplı bir iş hacmine sahip Romon Grup şirketini yönetiyor. Yaşamı gerçek bir başarı öyküsü. Hayatının en güzel yılları gurbet ellerde vatan hasreti ile geçmiş. Ülkesine ve memleketine sevdalı bir iş adamı.
Çalışmak, üretmek ve insanlara faydalı olmak her zaman öncelikli hedefleri olmuştur. 15 yaşında Almanya’ya taşınarak yeni bir hayatın temellerini atmıştır. Çocukluk ve gençlik yıllarını, ailesine destek olmak ve kendi ayakları üzerinde durmak amacıyla yoğun bir şekilde çalışarak geçirmiştir.
Yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra çeşitli şirketlerde edindiği tecrübelerle iş hayatına atılmıştır. Kendi işini kurma fikrini hayata geçirerek, birikimleri ve küçük bir ekiple Almanya’da iş dünyasına adım atmıştır. Araştırmacı kişiliği, müşteri memnuniyeti odaklı çalışması ona yavaş yavaş komşu ülkelerin kapısını açmış. Şimdi Uruguay’dan Hollanda’ya, İtalya’dan Amerika’ya dünyanın her noktasına iş yapıyor. Biraz memleket hasreti ve biraz da akrabalarının ısrarına dayanamayıp Türkiye’ye gelerek baba ocağı Kastamonu’da ilk fabrikasını kurmuş, ikinci fabrikanın inşası hızla ilerliyor. Hatta “3 fabrikayı kurmak için de hazırım” diyen memleket ve vatan sevdalısı Ayhan Kömeç ile büyük bir keyif içinde geçen sohbetimizi sizler için derledik.
Bize kendinizi tanıtır mısınız?
Adım Ayhan Kömeç. Kastamonu Daday doğumluyum, 58 yaşında ve iki çocuk babasıyım. 15 yaşıma kadar Kastamonu’da yaşadım, ardından Almanya’ya taşındım. Farklı bir kültüre ve yaşam tarzına uyum sağlamak başlangıçta zorluklar içeriyordu, ancak bu süreç benim için önemli bir deneyim oldu. Eğitimimi Almanya’da tamamladıktan sonra çeşitli Alman şirketlerinde profesyonel deneyim kazandım. 2000 yılında yeterli bilgi ve birikime ulaştığımı düşünerek kendi işimi kurmaya karar verdim.
İşinizi ne üzerine kurdunuz?
Biraz kendi birikimim vardı, biraz da destekle küçük bir sermaye yapmıştım. Bu para ve işe aldığım iki-üç personelle makine montaj üzerine işimi kurdum. Altı yıl yalnızca Almanya için çalıştık. Benim için müşteri memnuniyeti ve kalite çok önemli. Bu konularda asla taviz vermedim. Sonra yavaş yavaş tabii ki çeşitli şeyler yapmaya başladık. Şunu söylemeliyim ki siz işinize ne kadar değer verip saygı gösteriyorsanız o ölçüde büyüyorsunuz. İlk zamanları Almanya’da fabrikaların tankların teknik donanımlarını, borulama işlerini, pompalar, reaktörler gibi ağır işlerini yaptık. Ardından kimya fabrikalarına, enerji santrallerine, rafinerilere iş yapmaya başladık. 2006 yılında başka ülkelere açılmaya başladık. İlk İtalya’da bir rafineride yüksek basınç boru montaj işini aldık. Sonrasında Uruguay’da kâğıt fabrikasının çeşitli bölümlerinin yapım işini aldık. Orada Türkiye’den getirdiklerimizle birlikte 300 dolayında çalışanımız vardı. Uruguay’da büyük bir şantiye kurduk. Sonra Hollanda’da iş aldık, onu başka ülkeler izledi. Bünyemizde Amerikalıdan Macar’a kadar her milletten çalışan var.
Baba ocağına dönüşünüz nasıl oldu?
Yurt dışında başarılı olmanın verdiği memnuniyetin yanında, memleket özlemi her zaman bir şekilde kendini hissettiriyordu. Bu duygularla 2008 yılında akrabalarımın teşvikiyle Kastamonu’da yatırım yapmaya karar verdim. İlk etapta Kastamonu OSB’de bir fabrika kurduk, ancak başlangıçta yeterli planlamayı yapamadığımız için fabrikanın faaliyetlerini iki yıl sonra durdurmak zorunda kaldık. Bu süreç, kendi uzmanlık alanımız olan mekanik ve makine işlerine yönelmemiz gerektiğini gösterdi.
Bu dönemde iktisat eğitimi almış ve şirkette deneyim kazanan oğlum da iş süreçlerine dahil oldu. Oğlum, yurt dışındaki operasyonları devralmayı önererek benim Türkiye’deki faaliyetlere odaklanmamı istedi. Böylelikle, oğlum yurt dışı operasyonları başarıyla yönetirken, ben Türkiye’deki yatırımları geliştirmeye odaklandım.
Türkiye’de iş yapmaktan zorlandınız mı?
Yok zorlanmadık desem yalan olur. Önceleri belli şeyleri aşmak zorunda kaldık. Ama başardık, çok şükür. Türkiye’de ilk olarak SFC’nin işini aldık. Hatta o zamanlar biz bu işleri yaparız dediğimizde pek çok kişi bize inanmadı. Arkamızdan “Palavra atıyor, onlar bu işleri yapamaz” diyenler bile olmuş. Ama yılmadık, kendimizi yaptığımız işimizle ispat ettik. Ardından başka büyük projeler almaya başladık. Hepsinden de yüzümüzün akıyla çıktık. Şimdi Kastamonu’dan bölgeye ve yurt dışına açılıyoruz. Uruguay’da büyük çaplı projelerimizi başarıyla tamamladık. Bu işleri Türkiye’den yönetmeye başladık. Kastamonu’daki üretim hattımızla Almanya’daki şirketimizin üretim gücünü birleştirerek dünyaya hitap ediyoruz.
Şirketler grubunuzun 5 yıllık hedefi nedir?
Grup olarak sürekli kendini yenileyen, gelişmelere açık, hızlı karar veren ve bunu uygulayan bir yapıya sahibiz. Mesela AR-GE bizim için çok önemli. Gelecek 5 yılda mevcut ciromuzu iki kattan fazla artırmış, mühendis kadrosunu en az iki katına çıkarmış bir Romon göreceksiniz. Kastamonu’da üçüncü fabrikayı kurmak için de hazırız.