Tekstil sektöründe Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden UOB Grup, hammadde ihtiyacını karşılayarak Avrupa ülkeleri ile daha rahat rekabet edebilmek amacıyla Samsun’da kurduğu kenevir işleme tesisi ile milli ekonomiye büyük katkı sağlıyor.
Samsun’un Havza ilçesinde 35 bin metrekare kapalı alana kurulan kenevir işleme fabrikasında, tohumdan nihai ürüne kadar üretim gerçekleştirilebiliyor. Fabrikada ayrıca ham ve boyalı elyaf üretimi, boyalı ve ham iplik üretimi, kıtık üretimi gibi çeşitli alanlarda da üretim yapılabiliyor. Havza’da Türkiye’nin en donanımlı fabrikasını oluşturduklarını söyleyen Şirket Yönetim Kurulu Üyesi Orhun Balkuv, ayrıca Tekstil, kozmetik, ilaç, otomotiv yansıra birçok sektöre ürün çeşidi, sağlayan kenevir üretiminde sözleşmeli tarım modeli ile de yüzlerce çiftçinin daha çok kazanmasını sağladıklarını bildirdi.
TÜRKİYE ÜRETİMİNİN YÜZDE 99’UNU YAPIYOR
Türkiye’de kenevir ekimin yüzde 99’unu yaptıklarını anlatan Balkuv, ilk yıl yaşadıkları zorlu dönemde çiftçi ile ürünün yeniden barışmasını sağlayarak ekim alanını 5 bin 300 dönüme çıkardıklarını belirtti. Balkuv,” 2022 yılında 19 Mayıs Üniversitesi’nde ıslah çalışmaları tamamlanan yerli sertifikalı tohum Narlı’nın ihalesine girerek satış ve üretim haklarını aldık. İlk yıl Narlı Tohumlar ile sözleşmeli tarım modeliyle 700 dekar alanda ekim yaptık. Başta zorlandık. Çünkü bölgede kenevir ektirilmiş ancak çiftçiden alınmamış. Biz tüm bu elde kalan ürünleri alarak çiftçideki olumsuz algıyı değiştirdik. 2024’ te ise çiftçiden 25 bin dönüm ekim talebi geldi ama biz 14 bin dönüm ektik. 9 bin dönüm sap, 5 bin dönüm de tohum olarak. Bugün üç vardiya olarak çalışma kapasitesi bulunan fabrikamızın ihtiyacını karşılamak için 30 bin dönüm alanda tarım yapmak gerekiyor. Ancak bizim hedefimiz kontrollü ve istikrarlı bir büyüme” dedi.
900 TON YAPRAK ÇÖP OLMASIN
Kenevir ’de tohumluk ve saplık olarak iki çeşit üretim yaptıklarını anlatan Balkuv, saplık kenevirden tekstil sektöründe liflerinden faydalandıklarını belirterek, “ Saplık ektiğimiz kenevirin sadece liflerinden değil sapından yaprağından da faydalanabiliriz. Ancak faydalanamıyoruz. Tonlarca kenevir yaprağını imha ediyoruz. Neden faydalanamıyoruz, binde 2’ de olsa etken uyuşturucu madde olduğundan. Geçmiş yıllarda alınan bir karar sebebiyle bir algı yerleşmiş bunu aşamıyoruz. Şu anda seralarda yetiştirilen kenevirde uyuşturucu oranı daha fazla olmasına rağmen devlet denetiminde işleniyor ve ekonomiye kazandırılıyor. Bizde aynı şekilde devlet gözetiminde yaprağını işleyerek ülke ekonomisine çok büyük katkı sağlayabiliriz. Katkı derken yaprağından çay yapmaktan tutun yağına ve hayvan yemine, gübresine kadar birçok alanda kullanabiliriz” dedi.
ÜLKEMİZE OLAN KATKIMIZI ARTIRMAK İSTİYORUZ
Kenevirin ilaçsız bir ürün olduğunu ve tamamen doğal olarak yetişmesi nedeniyle toprağın verimini artırarak doğal nadas görevi gördüğünü anlatan Yönetim Kurulu Üyesi Orhun Balkuv,” Toprağı bereketlendiriyor, yem olarak hayvanların et ve süt kalitesini artırma gibi daha onlarca faydası var. Ama biz katma değeri çok yüksek bu ürünü hiçbir geçerli bir sebep yokken heba ediyoruz. Oysa heba edilen 900 ton ürün kullanılsa milyonlarca dolar ülke ekonomisine katkı demek. Ama her nedense biz bürokratik engelleri ya da yanlış oluşmuş algı mı diyelim bilemiyorum aşamıyoruz. Buda bizi çok üzüyor, göz göre emekler ürünler çöp oluyor. Ülkemize daha çok fayda sağlayabilmek için gerekli düzenlemelerin bir an önce yapılması hususunda ilgili bakanlıklarımıza durumu ilettik onlardan dönüş bekliyoruz. Biliyoruz ki onlarda bir an önce olması için mücadele ediyorlar ancak süreç çok yavaş işliyor. Kaybettiğimiz her dakika ekonomimizi zayıflatıyor. Bizleri de zora sokuyor” diye konuştu.
MİLYONLARI ÇÖPE ATMAYIP EKONOMİYE KAZANDIRALIM
Üründe bulunan liflerin tekstil sektörü için çok değerli olmasına karşın işleyemediklerini ve sadece bu yıl milyonlarca lira değeri olan tonlarca yaprağın çöp olma riski ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Balkuv, şöyle devam etti:
“Biz, sertifikalı narlı tohumu üretiyoruz. Islah edilmiş tohumlar. Yani uyuşturucu etken maddesi binde 2’nin altında. Zaten böyle olduğu için devlet sertifika veriyor. Uyuşturucu etken malzemesi olmadığı için, buna göre ekim yapıldığı için devlet müsaade ediyor. Ama gel gör ki buna rağmen kullanamıyoruz, işleyemiyoruz. Çünkü, yeşil yaprakları kullanmayın gibi bir algı var. Oysa devlet kontrolünde ekimi yapılarak elde edilen sertifikalı ürün. Risk olmayan yaprağı niye ekonomiye kazandıramıyoruz. Niye hayvan yemi, bitki çayı yapamıyoruz. Bizim derdimiz bu.10 yıllık sertifikasını aldığımız narlı tohumu uyuşturucu oranı yok denecek seviyede. Zaten tüm denetimlere açığız. Saplı yaptığımız ekim belli. Nerede ne yaptığımız devletin kayıtlarında var. Biz bunun yaprağını alırız yağını sıkarız kozmetik ve gıda sektörüne satarız, geri kalan küspesinden de hayvan yemi yaparız. Diyoruz ki böyle bir ürün üretiyoruz. Bunu imha etmeyelim. “
TÜRKİYE SEKTÖRDE GLOBAL OYUNCU OLABİLİR
Yaşanan durumdan sanayici kadar çiftçinin de mağdur olduğunu öne süren Balkuv, “Bu durumdan çiftçi de büyük kayba uğruyor. Bu ürün ekonomiye kazandırılırsa ham sanayi hem de çiftçi kazanacak ve ek bir ihracat kapısı açılmış olacak. Biz bu ürünü yaparak Türkiye’nin keten ve kenevir ithalatını bitirip aynı zamanda ülkemizi global keten ve kenevir sektöründe global oyunculardan biri haline getirmek hedefindeyiz. Fransa, Belçika’dan Hollanda’ya rekabet etmek onlarla yarışmak istiyoruz. 2023 yılında ithal edilen keten ve kenevir elyaf, iplik ve kumaş ithalatı 250 milyon dolar üzerinde. Bunu yaparsak ithalatı sıfırlayıp bir bu kadar da ihracat yapabiliriz. Potansiyeli var” diye konuştu.